Usage examples: robin

This is where the robin has his nest.
Ardıç kuşunun yuvası burada.
Oh, this is no stroller, Robin.
Bu bebek arabası değil, Robin.
Go in through the robin.
Kızılgerdan içeri geçin.
So I had to quickly make up something, so I pretended a robin flew into it.
Çabucak bir şey uydurmam gerekiyordu, ben de kızılgerdan gözüme uçtu numarası yaptım.
Well, some are hummingbirds, some are robins.
Bazıları sinekkuşu olurlar, bazıları kızılgerdan.
Robin's nest.
Kızılgerdan yuvası.
Sometimes I'd pass with the pain and dream of robins and the good.
Bazen acıdan bayılır, kızılgerdanları ve hayrı düşlerdim.
I love robins.
Kızılgerdanları çok severim.
A poor misguided robin has broken a windowpane.
Yolunu şaşırmış zavallı bir kızılgerdan camı kırmış.
One day Robin will fly again.
Bir gün Ardıç Kuşu tekrar uçacak.
- Maggie, this is my roommate, robin.
- Maggie, bu ev arkadaşım Robin.
Now Robin should probably be the first to get pregnant.
Şimdi muhtemelen ilk önce Robin hamile kalmalı.
Maybe this dream isn't even about robin.
Belki bu rüya Robin hakkında değildir.
Robin Hood did not die in Nottingham.
Robin Hood Nottingham'da ölmedi.
Why would Robin Hood give money to a knight?
Robin Hood neden bir şövalyeye para versin ki?
And Robin was the father of Noel, the best man?
Ayrıca Robin, sağdıç Noel'in de babası, değil mi?