Kullanım örnekleri: bitterly

His wife complains bitterly about it.
Karısı inim inim inliyor, çok şikayetçi.
I'm sure he's regretting it bitterly this morning.
Bu sabah yaptığı şeyden bin pişman olmuştur eminim.
I assume old Lady Grantham is still bitterly opposed'?
Varsayıyorum ki Yaşlı Leydi Grantham fena şekilde karşı çıkıyor.
But do they not often suffer bitterly?
Ama onlar sık sık acı çekmiyorlar mı?
As autumn turns to bitterly cold winter,
Sonbahar soğuk kışa dönerken, manzara da değişecektir.
Bitterly sorry.
Hem de çok.
- Now I bitterly repent writing that book.
- Şimdi ise, o kitabı yazdığım için pişmanım.
There's no doubt that my wife was bitterly jealous.
Şuna şüphe yok ki karım kesin bir şekilde kıskançtı.
These clouds start off their lives bitterly cold, with temperatures hundreds of degrees below zero Fahrenheit.
Bu bulutlar yaşamlarına, sıfırın altında yüzlerce Fahrenayt derecelik acı bir soğukla başlar.
As autumn turns to bitterly cold winter, the landscape is transformed.
Sonbahar soğuk kışa dönerken, manzara da değişecektir.
And one day you will bitterly regret your meddling.
Ve bir gün burnunu soktuğun için çok pişman olacaksın.
Look here, I'm sure it was a moment of madness, and she regrets it bitterly.
Beni dinle, bir çılgınlık ânında yaptığından ve şimdi çok pişman olduğundan eminim.
And it was bitterly cold.
Ve kötü şekilde üşüttü.
Do you know why is she crying so bitterly?
Onun neden ağlayıp acı çektiğini biliyor musun?
And it's bitterly cold.
Soğuk da iyice ısırıyor.
Life can be bitterly cruel.
Hayat çok acimasiz olabiliyor.