Exemplos de utilização: while ı was

We've actually known for a while.
Aslında bir süredir biliyorduk.
It's taken me a while.
Benim için de biraz vakit aldı.
He's gonna be sore for a while.
Bir sure agrilari olacak.
You care to watch for a while?
Bir süre izlemek ister misin?
Things went on like that for a while.
Olaylar bir müddet böyle gitti.
Couldn't have caught a virus while he was outside.
Dışarıda iken virüs kapmış olamaz.
Could be a while, Raymond.
Bu da biraz vakit alabilir, Raymond.
This friend you speak of, I sense you haven't seen him for a while, but you didn't tell anyone, no.
Bu arkadaşınızı bir suredir görmediğinizi hissediyorum ama kimseye söylemediniz
It took a while.
Biraz zaman aldı.
I haven't lived here in a while, so I have to ask you.
Bir müddettir burada yaşamıyorum sormam lazım.
I read while in bathroom.
Banyoda iken okuyorum.
Now let us gather our rosebuds while we may.
Haydi şimdi vakit varken gonca gül derelim.
In fact, you may also need respiratory support for a while.
Hatta belki bir sure solunum desteğine de ihtiyacın olabilir.
Are you staying in town for a while?
Bir süre daha kasabada mısın?
Can't he stay for a while?
Bir müddet kalamaz mı?
You slept with Quentin while he was married to me.
Benimle evli iken onunla yattın.